“İkizlerimle Bu Benim Hikayem” Esra Sönmez

esrabenimhikayemYAŞAMA SEBEPLERİM; İKİZLER
Herşey doktorum…un “İki kesecik görüyorum” demesiyle başladı. Benim için sürpriz olmadı, çünkü eşimle ilk tanıştığım zamanlarda da söylediğim gibiydi. ” Annem ikiz ve benimde ikizlerim olabilirdi.”

Piyangodan ikramiye kazanma şansınız istatistiklere göre; iki yüz milyonda bir ihtimalmiş.

Peki, ikizlere doğal yollarla hamile kalma verileri; o da aynı. Yani ben şanslıyım piyango bana çıktı. Bir ailede ikize rastlanma iki kuşakta bir olurmuş yani benim anneannem annem ve dayımı ikiz olarak doğurmuş annem sırasını atlamış bu durumda benim için ikiz ihtimali yüksekti, oldu. Çoğul yada tek çocuğa hamile olmak fark etmiyor annelerin korkuları hep aynıdır ve cenin anne karnına düştükten sonra bu korkular başlar. İşte ilk korkulu cümlelerden biri doktorumuz tarafından söylenmişti. “İki keseden biri bir sonraki muayenenizde kalabilir de, gidebilir de” .Neyse ki ilk korkulu cümle bizi terk etti, bebişlerim hayata sımsıkı tutunuyorlardı.
Canlarım altı yaşına girmek üzereler ve her anlarını dün gibi hatırlıyorum. İçimde kıpırdanmalarını hissettiğim ilk andan itibaren hissettirdikleri duygular aklımda, gönlümde ve asla çıkmayacak.
Benim için herşey bu kadar basit olmadı. Kişiye göre değişen zorlukları bende yaşadım. Benim için en zorlu zamanlar hamileliğimin ilk aylarındaydı. 3.5 aylık hamileydim. O günler beni yıldırmaya çalışsa da ben o iki küçük kalbe tutundum gözlerimi kapadım, tüm zorlukları unutmaya çalıştım.
Bu zorlu süreci mide bulantılarıyla geçen 4. ay izledi; kumanda bile bana kokuyordu, evde yemek pişmesine tahammülüm yoktu, yemek görmek bir yana, gözlerimi bile açmak istemiyordum, midem bulanmasın ve kusmayayım diye. Çok iyi hatırlıyorum iki hafta banyo yapamamıştım. Öylesine yatıyordum ki gözlerimi bile açmamacasına. Peki içimde sessizce bekleyen bebişler nasıl beslenecekti ve nasıl büyüyecekti? Ben bu korkularla ve mide bulantılarıyla beş kilo kadar kaybetmiştim, doktor kontrollerime bile çok zor gidiyordum. Bu arada doktor kontrollerimden birinde bir bebişimin cinsiyetini öğrenmiştik oğlum olacaktı, diğeri göstermeyince açıkçası o da erkek olacak diye korkmuştum ama yine de sağlıklı doğmalarından başka temennim elbette yoktu. Bu kötü günlerde içi rahat etmeyen annem Bursa’dan çıkıp geldi ve beni İstanbul’un en iyi denilen doktorlarından birine götürmüştü. Tek korkum onlara beslenemediklerinden dolayı bir şey olmasıydı. Kilo vermeme rağmen bebişlerim sağlıklıydı ve o gün diğerinin de cinsiyetini öğrenmiştim. Evet, diğeri ise; kızdı.
Neyse ki doktorun söylediklerinden sonra içimiz rahat etmişti. Ben annemle doktor dönüşünü çok iyi hatırlıyorum. hafifte olsa bir şeyler yiyebilmiştim. Günler ilerledikçe ben de onlarla birlikte sanki büyüdüm. Bedenimde onlar ile birlikte büyümeye başladı. Artık mide bulantılarım azalmıştı. Beslenemediğim için vücudumda derman yoktu. İlk beş ayımı neredeyse yatarak geçirmiştim. Her doktor randevusu benim için sevinç ve mutluluk kaynağıydı. Artık onlardan haber alabiliyordum, kalp atışları beni onlara daha çok bağlıyordu. Zorluklara hem onlar hem ben göğüs germeyi öğreniyorduk. Hamileliğimin son zamanlarını çok hareketli geçirmiştim. Bursa’ ya anneme arabayla gidip geliyordum. Sıcak havaya aldırış etmeden, doğum hazırlıklarına dört elle sarılmıştım. Doktorum fanatik Fenerbahçeliydi ve doğumumu 19.07 tarihinde yapmaya karar verdi. Dolu dolu geçen otuz sekiz haftanın ardından, ailem ve tüm sevdiklerimizle, sevinci ve hüznü aynı anda hissederek ikizlerimizi karşıladık. Narkozdan çıkma anlarıma döndüğümde hatırladığım ilk şey; biri sol göğsümde diğeri sağ göğsümde anne sütünü almaya çalışan iki bebekti.
Yaşanan zorluklara, hissedilen acılara rağmen; onları kucağımdan hiç bırakmıyordum, bırakamıyordum. Benim için zorluklar dediğim gibi hamilelikte başlamıştı ve doğum sonrasında ise devam ediyordu.
Narkozdan çıkınca ilk sorduğum sorular; -bilinçaltımın etkisiyle olacak- “elleri kolları tam mı?” “Yaşıyorlar mı?” şeklindeydi.
Artık korkulu rüyam bitmişti. En sevindirici haber ise; onların sağlıklı olmalarıydı. Oğlum Emir 3240, kızım Sena 2970 gr. Olarak doğdular. Herkes şaşkınlıkla baktı sanki ikiz değil de normal tek bebek olarak doğmuşlardı. İki buçuk günün sonunda evimize kavuştuk artık onlar sadece bana ait birer varlıktılar. Babamız ve ben elimizden geldiğince, zorluklarla baş etmeye çalıştık. İlk günler her anne gibi zorlandım ama onlardan bir farkım vardı onlar bir çocuğu emzirip bezini değiştirip sevip okşayıp uyuturken, ben sevgiye neredeyse zaman ayıramayordum.Ancak birini emzirip, bezini değiştip ayağımda sallarken diğerini emziriyordum. Kendime ayıracak zamanım hiç kalmamıştı. Günler geceler böyle geçti. Bir gün komşumu benim zorluğumu görüp, bebek salıncağı vermesiyle işim az da olsa kolaylaştı. Eski köy beşiklerinden edinmemizle devam etti. Ondan beri kızım halen alerji ve astımla boğuşuyor. Kızımın ihtiyaçlarını giderdikten sonra beşiğe sarıp sarmalıyordum. Oğluma sıra gelince bir elimde ip kızımı sallarken oğlumun ihtiyaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyordum sonrasında onu da ayağımda sallardım. Belki gün ortasında yüzümü yıkamaya ancak fırsat bulurdum belki sadece yemek yiyebilirdim, haftada bir banyo yapmaya çalışırdım. Kuaföre gitmek, saç kurutmak bile imkansızdı. İlk gülümsemesi, ilk banyosu, ilk doğum günü, ilk bayramı, ilk anne demesi, ilk baba demesi, ilk dişi, ilk şehir dışına çıkması ilk.ilk.ilk…. Hiç bir zaman bitmeyecek bu ilkler, sadece zaman değişecek. öyle böyle derken ara ara yardım edenlerde olmadı değil tabiki büyüdüler bızlıklarımız.
Bu arada ben bir yıl anne sütü verebilmiştim zorluklar dedik ya, işte her annenin karşılaştığı zorluklardan biri de anne sütünden kesme, bezden kesmektir. Anlatacak yazacak çok şey var. Buna günler, saatler, sayfalar yetmez. İkizlerim altı yaşlarına girmek üzere. Halen ana okuluna devam ediyorlar.
Tek dileğim hastalıklarını en hafif şekilde atlatmaları, kavgalarının bitmesi, tabakta yemek bırakmamaları, zamanında uyumaları, okulda başarılı olmaları. Bir anne hep çocukları için en iyiyi ve daha fazlasını istediğini yazdıkça fark ediyor.
Onlar bizim herşeyimiz mutluluk kaynağımız. Yeri geldiğinde sevincimiz, yeri geldiğinde yaşama kaynağımımız. Hayata tutunma amacımız. Onlarla herşeyi tekrar öğreniyoruz ve hatırlıyoruz.
Annelere tek bir tavsiyem var. Sevginizi ilginizi hiç eksik etmeyin. Geçmişe dönsem sevgiye ve ilgiye doya doya sarılmaya zaman ayırırdım.
Sevgiyle Kalın !
(EMİR VE SENA’ NIN ANNESİ ESRA)
ÇOCUKLARIMA NOT: Size zaman zaman kızıyorum, biliyorum. Belki sesimi yükseltiyorum buna rağmen sizden ayrı kaldığım zamanlarda aklımdan bir an çıkmıyorsunuz. Eminim büyüdüğünüz zaman sizin için en doğru kararları vermeye çalışan annenizi anlayacaksınız. Siz benim her zaman en değerli varlıklarım olacaksınız, hayatımda aldığım en güzel hediye sizlersiniz. İyi ki varsınız…19.07